Nuri Bilge Ceylan’a, Cannes Film Festivali‘nde en iyi yönetmen ödülü getiren son filmi Üç Maymun’un İstanbul galası 21 Ekim’de Kanyon Cinebonus sinemasında yapıldı.

Minimalist sinemanın temsilcilerinden Nuri Bilge Ceylan, fotoğrafçılıkdan gelen sanat disipliniyle, sinemaya farklı bir bakış açısı getiriyor. Çekirdek bir ailenin hayatını, günümüz politikasına küçük bir gönderme yaparak işleyen yönetmen, karakterlere üç maymunu oynatıyor. Bir politikacının yaptığı trafik kazasını, şöförünün üstlenmesi karşılığında para teklif etmesi ile başlayan hikaye, bu aileden yola çıkarak aslında hepimizin zaman zaman ördüğü duyarsızlık duvarlarını gözler önüne seriyor.

Karakterlerimiz birşeyleri ya da belki de herşeylerini kaybetmemek için susuyor. Görmezden ve duymazdan geliyor. İşte tam da bu noktada Ceylan’ın aslında ne kadar başarılı bir yönetmen olduğunu görüyoruz. Ana ve alt hikayelerdeki zaman atlamalarıyla seyircisine de bir anda üç maymunu oynatıyor. Alışılagelmiş bir öyküyü, aşılagelmemiş bir şekilde yorumluyor. Bazı sahnelerde bizleri istem dışı güldüren Ceylan, acıyı ve hayatta yakalanabilecek “fırsatlar” için nelerin göze alınabileceğini anlatıyor. Hayatın kıyısındaki yaşamların bir geceyle, bir olayla, bir sözle, bir kararla ya da sadece bir miktar parayla nasıl değişebileceğini yine denizin kıyısındaki bir evde kurguluyor. Hayata tutunmak veya sadece “yırtmak” için ya da sadece ailelerini “kurtarmak” adına ne noktalara varabileceğini gösteriyor.

Hacer’i canlandıran Hatice Aslan’ın ve Ahmet Rıfat Sungar’ın muhteşem oyunculuklarıyla Nuri Bilge Ceylan sinemasını seven ya da ilk kez seyredecekler için rahat izlenebilecek bir film olan Üç Maymun’da akıllarda kalan, Hacer’in aldığı bir haberle “Yaa!” ünlemi ve tabi ki acıklı çalan telefon melodisi olan Yıldız Tilbe’nin EMİ şarkısı.

“Sen de sev ama sevilme ama EMİ?”