Kuruluşlar güven üzerinde yükselmelidir; güven ise iletişim ve karşılıklı anlayış üzerinde yükselir. O nedenle ilişki sorumluluğu modern bilgi işçisi için son derece kritiktir.
Çalışma ilişkileri iletişime bağlıdır. İletişim iki yönlü bir süreç olduğu için, birlikte çalıştığınız insanlardan, kendi güçlü yanları, çalışma tarzları ve değerleri üzerinde düşünmelerini ve bunları tanımlamalarını istemekte tereddüt etmemelisiniz. Bu ilişkilerin sorumluluğunu almak demektir.
İlişkilerin Sorumluluğu
Kendinizi yönetmek, ilişkilere dair sorumluluk almayı gerektirir. Bunun iki kısmı vardır:
İlki, diğer insanların da sizin kadar birey olduğu gerçeğini kabul etmektir. İnsanlar insanoğlu gibi davranmakta huysuzca ısrar ederler. Bu, onların da güçleri olduğu, onların da işleri yapma yöntemlerinin olduğu, onların da değerleri olduğu anlamına gelir. Bu nedenle, etkin olmak için çalışma arkadaşlarınızın güçlerini, performans tarzlarını ve değerlerini bilmek zorundasınız.
İlişkinin sorumluluğunun ikinci kısmı iletişim için sorumluluk almaktır. Kişilik çatışmalarının çoğu, insanların diğerlerinin ne yaptığını ve işlerini nasıl yaptıklarını ve ne tür sonuçlar beklediklerini bilmemeleri gerçeğinden kaynaklanmaktadır.
Örgütler artık güce değil güvene dayanmaktadır. İnsanlar arasında güvenin varlığı, mutlaka birbirlerini sevdikleri anlamına gelmez. Bu, birbirlerini anladıkları anlamına gelir. İlişkilerle ilgili sorumluluk almak bu yüzden mutlak bir gerekliliktir. Bu bir görevdir.
Peter F. Drucker, “Kendini Yönetmek”
Aşağısını Yönetmek
Astlarınızla ilişkilerinizi, üstlerinizi yönetirken gösterdiğiniz aynı dikkatle ve özenle yönetmelisiniz.
Jack Welch, “Kazanmak İstiyorsanız”
Biz Diye Düşün ve Konuş
Etkin yöneticiler paylaşılamayacak ve devredilemeyecek nihai sorumluluğun kendilerinde olduğunu bilmek zorundadır. Ama otorite sahibi olmalarının nedeni kuruluşun güvenine sahip olmalarıdır. Bu, kendi ihtiyaç ve fırsatlarından önce kuruluşun ihtiyaç ve fırsatlarını düşündükleri anlamına gelir.
Peter F. Drucker, “Etkin Yöneticiyi Etkin Yapan Nedir?”
Girişim
- Etkin grup performansına ulaşmak için başkalarının güçlü yanlarına, çalışma tarzlarına ve değerlerine dayanarak etkin olmak;
- Başkalarının sizin güçlü yanlarınızı, çalışma tarzınızı ve değerlerinizi ve sizden ne gibi bir katkı bekleyebileceklerini bilmesini sağlamak;
- Onlara ihtiyaç duydukları enformasyonu, anlayıp kullanabilecekleri bir biçim içinde sağlamak.

Nuri Bilge Ceylan’a, Cannes Film Festivali‘nde en iyi yönetmen ödülü getiren son filmi Üç Maymun’un İstanbul galası 21 Ekim’de Kanyon Cinebonus sinemasında yapıldı.
Minimalist sinemanın temsilcilerinden Nuri Bilge Ceylan, fotoğrafçılıkdan gelen sanat disipliniyle, sinemaya farklı bir bakış açısı getiriyor. Çekirdek bir ailenin hayatını, günümüz politikasına küçük bir gönderme yaparak işleyen yönetmen, karakterlere üç maymunu oynatıyor. Bir politikacının yaptığı trafik kazasını, şöförünün üstlenmesi karşılığında para teklif etmesi ile başlayan hikaye, bu aileden yola çıkarak aslında hepimizin zaman zaman ördüğü duyarsızlık duvarlarını gözler önüne seriyor.

Karakterlerimiz birşeyleri ya da belki de herşeylerini kaybetmemek için susuyor. Görmezden ve duymazdan geliyor. İşte tam da bu noktada Ceylan’ın aslında ne kadar başarılı bir yönetmen olduğunu görüyoruz. Ana ve alt hikayelerdeki zaman atlamalarıyla seyircisine de bir anda üç maymunu oynatıyor. Alışılagelmiş bir öyküyü, aşılagelmemiş bir şekilde yorumluyor. Bazı sahnelerde bizleri istem dışı güldüren Ceylan, acıyı ve hayatta yakalanabilecek “fırsatlar” için nelerin göze alınabileceğini anlatıyor. Hayatın kıyısındaki yaşamların bir geceyle, bir olayla, bir sözle, bir kararla ya da sadece bir miktar parayla nasıl değişebileceğini yine denizin kıyısındaki bir evde kurguluyor. Hayata tutunmak veya sadece “yırtmak” için ya da sadece ailelerini “kurtarmak” adına ne noktalara varabileceğini gösteriyor.

Hacer’i canlandıran Hatice Aslan’ın ve Ahmet Rıfat Sungar’ın muhteşem oyunculuklarıyla Nuri Bilge Ceylan sinemasını seven ya da ilk kez seyredecekler için rahat izlenebilecek bir film olan Üç Maymun’da akıllarda kalan, Hacer’in aldığı bir haberle “Yaa!” ünlemi ve tabi ki acıklı çalan telefon melodisi olan Yıldız Tilbe’nin EMİ şarkısı.
“Sen de sev ama sevilme ama EMİ?”

Bu başlık Basilisk isimli animenin muhteşem girişinin son cümlesidir. Animenin ilk bölümünde; biri yere, biri göğe hükmeden 2 yırtıcı hayvan birbirlerini görür. Kartal, yılana doğru pike yaparken, yılan da çevik bir şekilde hareket eder ve kartal pençelerini yılanın gövdesine saplarken, aynı anda yılan da dişlerini kartalın boynuna geçirir. Bu sırada ezeli düşman Kouga ve İga klanları arasından 10’ar ninjanın ölümüne savaşmasını konu alacak ve merkezine düşman klanlardan Oboro ve Gennosuke‘nin ümitsiz aşkını koyacak olan animenin anlatıcısı bize bu repliği söyleyecek: “Sevenler ölecek”. Sonra da Basilisk’in süper gaz giriş şarkısı (Onmyouza- Kouga Ninpouchou) fonda patlayarak başlayacak… Anime kültürüne yakın kişilerin bildiği ve takdir ettiği bir animedir Basilisk…
Anime bugün Türkiye’de son senede MTV’nin de katkısı ile tanınmaya ve takip edilmeye devam etse de, hala çizgi film ile animeyi ayırt edemeyen, animasyona kısaca anime dendiğini düşünen ve “Shrek”’in de en sevilen “anime” olduğunu düşünen, anime kelimesine aşina ancak konseptine uzak, kazanılmaya yatkın bir kesim de yok değil…

Animeyi sevmek için çok az da Japon kültürüyle ilgili olmak, bazı olaylara verdikleri farklı tepkileri değişik nidaları içselleştirecek kadar geleneklerini bilmek gerekiyor. Orjinal dilde izlenen animeler yeni başlayanlar için gülünç kelime öbekleri ve bağrışlarla dolu gibi gözükse de bir yerden sonra bunlar insanı rahatsız etmeden, en doğal ve en doğru dilde yapılmış hissi yaratıyor. Hatta aynı animeyi ingilizce seslendirmeyle izlemeyi içiniz kaldırmaz oluyor. Animelerin orjinal halini arar oluyorsunuz. Animeyi seven ve takip eden müdavimlerinin (Otaku) tükenmeyen başka bir kaynakları daha bulunuyor: Mangalar… Manga, yani doğunun çizgi romanları, Japonya’da kitap endüstrisinin büyük bir kısmını oluştururken, japon endüstrisine de ciddi kazançlar getiren eğlenceli bir kaynak. Ve Anime’den farklı olarak bakılması gereken bir konu. Burada bahsinin geçmesinin nedeni birçok animenin kaynağı olmasıdır. Tutulan mangaların kaderi biraz değiştirilerek ve hafif sansürlenerek kitlesine anime şeklinde kavuşmaktır. Okul zamanlarında nefes almadan izlediğimiz ve TRT1, bir dönem ATV, BRT’de gösterilen Sailormoon, Dragonball, Oskar ve Georgia aslında zamanında mangaları çok tutulmuş animelerdir.
Yaş grubuna göre ve içeriğine göre animeler ve mangalar çok çeşit olabiliyor. Bunun için hangi türü izlediğimizden emin olmak gerekiyor. Örneğin genç kızlar için uygun görülen ve liseli aşkları anlatan animeler Shoujo olarak adlandırılıyor. Tamamen erkek manga okuyucular tarafından izlenen kanlı sahneleriyle iyi-kötü savaşını anlatan türe Shounen, robotlar ve onları kullanan pilotları konu alan ve akla gelen en ilkel hali Voltran olan türe Mecha, manganın “Made in Korea” olan şekline Manwha, kızlar için olan Shoujo mangalarına edepsizlik unsuru eklenmiş türüne Ecchi, tamamiyle cinsellik üzerine kurgulu ve 18 yaş sınırı olan türe ise Hentai denir.
<
Sonuç olarak türden bağımsız olmak kaydıyla, kendini anime kültürüne adamaya kararlı bir Otaku adayının mutlaka izlemesi gereken animelerin ilk 10 sırasında şunlar yer alır:
- Sumarai Champloo
- Hellsing
- Ergo Proxy
- Basilisk
- Princess Mononoke
- Spirited Away
- Cowboy Bebop
- Vampire Hunter D
- Witch Hunter Robin
- Grave of the Fireflies
- Wolf’s Rain
- Elfen Lied / giriş jeneriği latincedir: ve son derece hoş bir melodidir: lilium
- Howl’s Moving Castle
- The Girl Who Leapt Through Space
- Rurouni Kenshin
- Tokyo Godfathers
- Claymore
10 tane olmadı… Olamıyor, anime çılgınlığı dur durak bilmiyor, sevilen animeleri sıralayıp, sınırı 10’da çekilemiyor.
İşte bu birbirinden muhteşem animeyi içeren listeyi bitiren bir aday bundan sonra izleyeceyi animeler için beğeni çıtasını hayli yükseltmiş, maalesef ki sonrakilerden alacağı keyfi azaltmış ancak Otaku olmaya bir adım daha yaklaşmıştır.
İyi seyirler…

Yaz döneminde verilen uzun aranın ardından nihayet 1 Ekim tarihinde Devlet Tiyatroları temsil sezonu açılıyor…
Sezonun açılmasıyla birlikte birçok yeni oyun da prömiyerlerini (ilk gösterim) yapıyor. Prömiyerini yapan oyunlar arasında Büyük Tiyatro’da Genç Osman, Küçük Tiyatro’da İhanet, Şinasi Sahnesi’nde Suçlu Yürekler, Akün Sahnesi’nde Cadıların Machbeti, Oda Tiyatrosu’nda Kontrabas ve İrfan Şahinbaş Sahnesi’nde Kasimir ve Karoline oyunları bulunuyor. Özellikle İhanet ve Kontrabas oyunları, tiyatrolarda çok sık yer almayan gerilim türünde olmaları bakımından dikkat çekici. Bunların dışında, klasiklerden sayılabilecek müzikli oyun Kanlı Nigar Akün Sahnesi’nde, geçtiğimiz yıl izleyenlerin büyük beğenisini toplayan Tek Kişilik Şehir oyunu Şinasi Sahnesi’nde, İstanbul Devlet Tiyatrosu sanatçılarının gösterime sunduğu ve 11. Afife Tiyatro Ödülleri’nden en başarılı yönetmen, en başarılı erkek oyuncu ve en başarılı sahne tasarımı ödüllerini kazanan Dostoyevski’nin büyük eseri Yeraltından Notlar oyunu da Çayyolu Tiyatrosu’nda izleyicilerle buluşuyor.
Senfoni orkestrası severler için, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın da yeni sezona 10 Ekim’de C.S.O. Konser Salonu’nda düzenlenecek açılış konseri ile merhaba diyeceğini hatırlatalım. Rahmaninoff ve Tchaikovsky eserlerinin seslendirileceği ve Rengim Gökmen’in orkestra şefliği görevini üstlendiği gecede, devlet sanatçısı pianist İdil Biret de piyanosunun melodilerini dinleyicilerle buluşturacak.

Editörün Seçimi

Geçtiğimiz sezon sahnelenmeye başlayan ve bu sezon da 21 Ekim’den itibaren Şinasi Sahnesi’nde temsilini sürdürecek olan Tek Kişilik Şehir oyunu, yaşadığımız çağda hayattan beklentilerimizi ve değerlerimizi sorgulayan, bizi sık sık düşünmeye sevk eden ve Serhat Nalbantoğlu’nun yönetmenliğinde sahnelenen başarılı bir dram. Komedi öğeleriyle de zenginleştirilmiş anlatımıyla ve tiyatro salonunda birçok iklime tanıklık etmenizi sağlayan ilginç sahne ve dekor tekniklerine sahip oyunun sonunda seyircileri bir de sürpriz bekliyor…
Geçtiğimiz yıl da olduğu gibi, ayrıntılı bilgi için devtiyatro.gov.tr, cso.gov.tr ve rezervasyonlar için mybilet.com/dtgm.php web adresleri hizmet vermeye devam ediyor.
Sanat dolu günler dileğiyle…

19-21 Kasım 2008 tarihleri arasında Ankara Sheraton Kongre Merkezi’nde ana teması “Yakınsama” olarak belirlenen Bilişim’08 etkinliği düzenleniyor. Türk Bilişim Derneği tarafından düzenlenen bu etkinlik; 25. Bilişim Kurultayı, 11 Bilişim Teknolojileri Işığında Eğitim Kongresi (BTIE’11) ve 3. Spor ve Bilişim Kongresi ana etkinlikleri ile panelleri, firma ve ürün tanıtımlarını ve özel oturumları kapsamaktadır. Ayrıca son teknolojik gelişmelerin sergilendiği bir de teknoloji sergisi var etkinlik kapsamında. Etkinlik akademisyenlerden özel sektör temsilcilerine, öğrencilerden yatırımcılara teknolojiyi yoğun bir şekilde kullanan herkese açık. Etkinlikler TBD üyeleri, kamu çalışanları ve üniversite öğrencileri için ücretsiz.
Bildiri sunmak istiyorsanız az da olsa hala zamanınız var. Bildirilerin sisteme yüklenmesi için son gün 1 Ekim. Bildiriler İngilizce ya da Türkçe sunulabilir ancak İngilizce sunular için tercüme yapılmayacaktır.

Bildiri konuları;
· Açık Sistemler
· Bilgisayar Ağları Ve Ağ Güvenliği
· Öbek Sistemler Ve Paralel Hesaplama
· Bilgisayar Destekli Üretim Tasarım
· Çoklu Ortam
· Sektörel Çözümler
· İletişim Çözümleri
· Mobil Uygulamalar
· Gömülü Sistemler İçin Yazılım Uygulamaları
· Kamu Ve Özel Sektörde Müşteri İlişkileri Yönetimi
· Otomatik Tanıma Ve Veri Toplama
· Yazılım Geliştirme Araçları
· Görüntü İşleme
· Veri Tabanları Ve Veri Madenciliği
· İnternet Uygulamaları
· Yazılım Proje Yönetimi
· Veri Paylaşım Ve Dağıtım Alt Yapısı
· Bilişim Standartları
· Elektronik Ticaret/ Çevrimiçi Ticaret
· Sayısal İmza
· Yazılım Kalite Denetimi
· Bilişim Teknolojilerinde Risk Yönetimi
· Finans Sektörü Ve Bilişim
· Katma Değerli Web Hizmetleri
· Afet Yönetiminde Bilişim Teknolojileri
· Yapı Ve Kentte Bilişim
· Geniz Bant, İnternet
· Bilişim Elektromanyetik Kirlilik
· Engelliler İçin Bilişim Uygulamaları
· Hizmet Odaklı Mimari (SOA)
· Bilişim Suçları Ve Bilişim Hukuku
· Bilişimde Kullanıcı Hakları Platformu
· Yerel Yönetimler
· Tıp Bilişimi
· Ev Uygulamaları
Daha detaylı bilgi için etkinliğin internet sayfasına bakabilirsiniz, ancak görsel olarak güzel tasarlanan bu sayfa bir süre sonra animasyonlar yüzünden biraz sıkabilir ve zaman kaybettirebilir.